Tire Köftesi Nerden Alınır

Tire Köftesini Türkiye'nin her yerinden sipariş edebilirsiniz.

Tire Köftesi, dondurulmuş halde, özel kutularda, kargo ile evinize ulaştırılıyor. Bu sayede köftelerinizi buzlukta uzun süre koruyabilir ve ihtiyacınız olduğunda kullanabilirsiniz. Daha sonra, donmuş haldeki köfteleri, tereyağda 10 dk. pişirilip, üzerine maydanoz ekilerek, yanında yoğurt eşliğinde servis edebilirsiniz.

Siparişlerinizi www.tirepazari.com adresinden yapabilirsiniz.

Ekşi Sözlükte Tire Köftesi

1. tire kebabı olarak da geçen, mini mini şişlere dizilmiş köfte. bir nevi "çöp köfte". domates ve maydanozla sunulduğundan farklı tatlara götüren nesne.
a. (encre, 21.12.2001 06:42)
e(256,860028,'encre');

2. meshur tire pazarinda 1.5 2 metrelik seritler halinde de satılan, korunabilirlik uğruna içinde gereğinden fazla tuz bulunan lezzetli ama susatan köfte.
a. (brownie, 21.12.2001 08:52)
e(256,860071,'brownie');

3. en doyurucu yemeklerden biri. en aç insanın bile kısa sürede tıkanmasını sağlayabilir ve süper lezzetlidir.
a. (linux, 02.01.2003 23:30)
e(256,2123109,'linux');

4. köftenin en güzel hallerinden biri hatta belki de en güzeli...dedemin televizyonda görüp taa izmitten geldiği tirede yukarıya çıkmaya üşendiğinden aşağıda yediği tire köftenin hayatından* yediği en lezzetli köfte olduğunu iddia etmesi üzerine en iyilerden olduğuna benimde iman ettiğim köfte
a. (demlikposet, 28.08.2003 14:10 ~ 14:46)
e(256,3273581,'demlikposet');

5. tereyağ içinde yüzen dünyanın en lezzetli köftesi.şişler çekilince kısa bir pipet şeklini alan köftelerle, bahsi geçen tereyağı da içmemek için kendinizi zor tutarsınız.ödemişlilerin bayıla bayıla yedikleri ödemiş kebabı bu köftelerin yanında fıkara avuntusu gibi kalır!
a. (celebi, 07.11.2003 16:21)
e(256,3552430,'celebi');

6. söylendiğine göre bildiğimiz köfte gibi içine ekmek , soğan ve bilimum baharat konulmadan sadece tuz ve kıyma ile yapılan bir köftedir. yerken sadece tuz ve de kıyma ihtiva ettiğine inanamazsınız.
a. (ikra, 07.11.2003 16:38)
e(256,3552480,'ikra');

7. yediğim en güzel köfte. küçükken üflemeli çalgı muamelesi yaptığım bu köfte karşısındaki tavrıma, nimetle oyun olmaz diyerek karşı çıkan annemin bugün tire'den getirmiş olduğu, mutlaka tadılması gereken lezzet.
a. (anneke, 09.05.2004 00:18)
e(256,4167157,'anneke');

8. tereyaginin karsı konulamaz buyusu ile servis yapıldıgı goz ardı edilmemesi gereken, yerken ekmegin bandırılması farz olan, sosis uzunlugunda kofte formulu.
a. (kermith, 09.05.2004 00:23)
e(256,4167168,'kermith');

9. inegol koftenin yatay hali
a. (buharli utu, 09.05.2004 00:26)
e(256,4167173,'buharli utu');

10. kesinlikle tire'li elinden yenmesi gereken. ustasından yalvar-yakar öğrendiğim kadarıyla, lezzetin sırrı kıymada. tıpkı tereyağı gibi kıymanın da mutlaka tire'den gelmesi gerekiyor. şişe takılı parmak kalınlığındaki köfteler, kaynar su dolu bir kasenin üzerine diziliyor ve rengi hafifçe pembeleşene dek buharda dinlendiriliyor. sonra bakır sahanda ve mutlaka kömür ateşinde az kızmış tereyağında birkaç tur çevrilerek pişiriliyor; kaymaksız yoğurt üzerine dizilerek servise sunuluyor. maydanoz, domates, kırmızı biber isteğe bağlı. (bkz: bunu yapan insan olamaz)
a. (fareli koyun kavalcisi, 18.07.2005 11:13 ~ 27.04.2006 09:53)
e(256,7867808,'fareli koyun kavalcisi');

11. tirenin merkezindeki küççücük dükkanda yenilesi köfte. eğer kilo alırım gibi bir çekinceniz varsa sokağından bile geçmeyin.
a. (good old fashioned lover boy, 18.07.2005 11:18)
e(256,7867838,'good old fashioned lover boy');

12. bol tereyağıyla servis edilen pide yoğurt üstü şiş köfte
a. (lagara, 18.07.2005 11:37)
e(256,7867960,'lagara');

13. izmir'i bilenler için eski ibrahim şimşek şimdiki açılım dershanesinin yan tarafında "tire kebapçısı" adıyla faaliyet gösteren yerde yanına bir duble rakı söyleyip bol zeytinyağlı çoban salata ile yenilirse orgazmik tatlar yaşatan yiyecek... afiyet olsun...
a. (bozkirin kalbini hizlandiran mizrak, 11.03.2006 23:43)
e(256,9255043,'bozkirin kalbini hizlandiran mizrak');

14. adini izmir'in tire ilcesinden alan, 1. sanayi'de et profesoru asil usta'nin mukk-kemm-mel yaptigi super otesi kofte (kebap).(bkz: tire kebabi)
a. (izmirian, 27.04.2006 01:19)
e(256,9458077,'izmirian');

15. tire tarafının eski kasaplarından satın alınıp baba eliyle kızartıldığında pilav üstü nefis bir ziyafete dönüşen yiyecek, hatta belki de bir anı.(bkz: babayı özlemek)
a. (poetaster, 27.04.2006 01:24 ~ 01:25)
e(256,9458097,'poetaster');

Tire köftesinin sırrı, Mehmet Yaşin, Hürriyet

Yemekle ilgili son günlerde yaptığım en güzel iş, Tire'ye kaçamak bir ziyaret oldu. ??Tire neresidir??? diye soranlara, buranın İzmir'in çok yakınında şirin bir Ege kasabası olduğunu söyleyebilirim.Tire, bir çok Anadolu kenti gibi, kendine özgü yemekleri olan bir yer. Bunlar içinde en ünlüsü de Tire köftesi. Civarda, uzun şişlere takılmış bu ince ve yuvarlak köftenin yaygın bir meraklı kitlesi bulunur.Bugün size bu nefis ve ilginç yerel yemekten söz etmek istiyorum... Tire köftesi için önce dana etinin ön kolu ile boşluk kısmı alınır. Sinirler ve yağlar iyice temizlenir. Parantez içinde belirteyim ki, yağ ete lezzet verirse de burada pişme sırasında ocağa düşecek yağ istenmez. Sonra et iri parçalar halinde doğranır. Ne kadar iri denirse, kuşbaşından daha büyük diyerek kestirip atayım. İlle ölçü istenirse 50 gramlık parçalar halinde olur diyelim. Sonra parça etler tuzlanır.Kışın daha az, yazın biraz daha fazla tuz kullanılır. Tuzun miktarını ise, bana bu işi uğratan ustaya hürmeten meslek sırrı olarak saklamama izin vermenizi dilerim. Tuzlama işleminin hemen ardından ince bir kıyma hazırlanır. (Kıyma makinesinin ayna numarası da bir başka meslek sırrı olarak bende kalsın.) Sonra et ikinci kez aynı numarada aynadan bir kere daha çekilir.MANGAL ATEŞİNDESonra kıyma kaplara konup buzdolabına kaldırılır. Et, dolapta bir gece dinlenmeye bırakılır. Dinlendirme işlemi köfteye tokluk ve esneklik kazandırır. Böylece şişe kolay takılır. Ayrıca pişerken dağılmaz...Sabah erken saatte dolaptaki et çıkartılır. Aynı aynadan bir kez daha çekilir. Sonra şişlere ince ve yuvarlak olarak sarılır.Sıra artık odun kömürünün yakılmasına gelmiştir. Mangallar kor haline gelmiş odun kömürüyle doldurulur. Üzerine ızgara demiri oturtulur.Köfteler, müşteriler geldikçe, odun kömürü ateşinde pişirilmeye başlanır. Hele ağzının tadını iyi bilen ve hekimlerle pek arası olmayan müşteriler Tire köftesini tereyağlı istedikleri için, sahanlarda taze tereyağı eritilmeye girişilir. Etrafı mis gibi bir koku kaplar. İşte o anda ben Tire'de olduğumu anlarım.Bu işi icat edene de, sürdürene de binlerce dua ederim. Dua etmekle kalmam, Hacı Mehmet Göksu'nun dükkanının önüne çöker, bir yandan pırıl pırıl Ege güneşini selamlarken, öte yandan da domatesli Tire köftemi yerim.YOĞURTLU, TEREYAĞLIKöftenin aslı elbette sade olanı. Yani ızgarada pişirilip servis edileni. Meraklısı ve muhafazakar olanlar Tire köftesini böyle yerler.Bazen yanına yoğurt koydururlar. ??Yoğurtlu?? diye anılan türde ise köfte yoğurdun üzerine yatırılır. Köfteyi soğutur diye ben bu usulü sevmem. Öylesi yerine, yanına yoğurt konmuşu daha iyi olur.??Tereyağlı?? istenirse, köfte bir ilk pişirmeden sonra, tereyağında birkaç kez çevrilir. Hacı Mehmet bu konuda çok hassas. Çünkü Tire dışına yolladıkları köfteler bir ön pişirmeden geçiriliyor ve özel ambalajında yollanıyor.Varış noktasında genellikle önerilen yöntem, köftenin sahanda tereyağında birkaç kez çevrilmesi. ??İşte o zaman, en çok dikkat edilecek şey, tereyağın asla yanmamasıdır.Tereyağı sarı kalacak, siyahlaşmayacak?? diyor. Nihayet ??domatesli?? tabir olanın da bir tür domates sosunda pişmiş Tire köftesi olduğunu belirtelim.UFAK TEFEK HİLELERHacı Mehmet bana Tire köftesinin bazı hilelerinden söz etmişti. Hani içine irmik katılanı falan gibi. Sonra, ??haşa, bizim dükkanda böyle şeyler olmaz?? demişti.Olmaz tabii. Orası kaç kuşaktır bu işi yapıyor. Bütün çocuklar dükkandan ekmek yiyor. Sonra da, inşallah torunlar işe sahip çıkacak.Anadolu'nun bu yerel yemekleri inanın çok güzeldir. Tatları uzun yıllar damaklarda kalır. Bazen Ege tarafından esen bir rüzgar, bana Tire'den bir selam gönderir gibi gelir. O rüzgarda Ege'nin çiçeğinin, otunun kokusu vardır. Bir de Tire köftesininki...

Mehmet Yaşin, Hürriyet, 9 Şubat 2002

Tire: Ovadaki cennet, Mehmet Yaşin, Hürriyet

Bu hafta İzmir'in Cennet ilçesi Tire'yi tanıtmaya çalışacağım. Zengin tarihi, enfes doğası, eski sokakları, pazarı ve el sanatlarıyla mutlaka görülmesi gereken bir adres.Tire'yi anlayabilmek için önce onun zengin geçmişine göz atmak, onun hakkında söylenenleri bilmek lazım. Örneğin Bizans tarihçisi Pachmeres buraya ?Keşişler Yöresi? demiş. Evliya Çelebi ?Şehr-i Muazzam?ı uygun görmüş. Katip Çelebi ise ?Eski Taht Şehri?ni yakıştırmış. Aydın Vilayeti Salnamesi'nde Tire için ?Ulemalar Yatağı? başlığı açılmış.Ünlü gezgin İbn-i Batuta'nın ?Ahi Kenti? dediği Tire'de bir çok egemenlik bir duraklamış. İşte kanıtı: Hititliler, Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Hellenler, Romalılar, Bizanslılar, Aydınoğulları, Osmanlılar nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti.Bugün, ?şirin küçük bir ilçe? diye tanımladığımız Tire'nin, ilk çağ Roma yönetimi sırasında ?Küçük Menderes Senatörlüğü? olduğunu bilir miydiniz?..Veya Aydınoğulları zamanında koskoca bir ?Sancak Merkezi?. Dahası, Tire darphanesinde Osmanlı hazinesi için mangır ve akçe kesildiğini.Geçmişle ilgili bir notta şöyle: Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra dinlenmek için Tire'yi seçmiş. Geçtiği heryeri yakıp yıkan ünlü hakan, buranın bir taşına dahi dokunmamış.HER YER ÇİÇEK AÇMIŞGelelim bugüne. Tire, İzmir-Muğla yolu üstünde, biraz içeride. Selçuk'a gelmeden sapılıyor. Güneye doğru yaptığım yolculuklarda mutlaka Tire'ye uğrarım... Hiç üşenmeden ilçenin 5 kilometre tepesindeki Kaplan Köyü'ne tırmanır, Kaplan Restoran'ın Küçük Menderes Ovası'nı kuşbakışı gören bir masasına oturup soluklanırım.Tire'yi anlatmaya 'Eski Tire' ile başlamak lazım. Tire'nin eski sokakları görülmeye değer. Güme Dağları'na yaslanmış dar sokaklar ulu çınar ağaçları, kavaklar, zeytinler, çamların dalları altına gizlemiş. Laf buraya gelmişken Evliya Çelebi'den bir alıntı yapalım: ?Burada gayet güzel aşlama kestane, cevizler vardır. Çam, çınar ve kavak ağaçlarıyla süslüdür. Bir ağaca çınar ağacı dersen adamı öldürürler. Çünkü onlar çınara salkımlı sarıkavak derler...?Bu gidişimde, Tire'nin Bahar aylarında daha da doyumsuz olduğunu gördüm. Oraya vardığımda papatyalar tepeleri kaplamıştı. Meyva ağaçları da dallarını çiçeklerle süslemişlerdi. Yani doğa insanı tahrik etmek için varını yoğunu ortaya dökmüştü.Papatyaların arasından çıkıp, parke taşlı eski sokaklarda gezinip durdum. Eğer Tire'ye giderseniz, bir an önce bu parke sokaklarda yürüyün. Çünkü yakın bir gelecekte buraları bulamayacaksınız. Asfaltlama çalışmaları yüzünden, geçmişin ipuçları teker teker yokoluyor.Rengarenk boyanmış taş Rum evleri, hala eskisi kadar güzel. Pencere içlerindeki saksılardan boy gösteren çiçekler, evlerin içinde yaşananları, mutlu birer öyküye dönüştürüyor.Osmanlı kaynaklarına göre bu daracık sokaklarda Rumlar, Yahudiler, Acemler, Müslümanlar kavgasız, dövüşsüz yanyana yaşayıp gitmişler. Bunun kanıtı olan kiliseler, havralar, camiler hala durmakta. Bu birlikteliğin içine Ahiliği, Bektaşiliği de katmak gerek. Bu inanışların simgeleri olan Balım Sultan ve Ali Baba türbelerinde, insanlar hala tanrıya yakarmayı sürdürüyor.Tire'ye gidince camileri görmeden dönmeyin. Büyük çoğunluğu 15. yüzyıla ait olan camilerin gerek kubbelerinde, gerekse minarelerinde, tuğla işçiliğinin en güzel örneklerini izleyebilirsiniz. Eski Tire'nin daracık sokakları ayrıca, ?kaybolan el sanatları? müzesi gibi. Bu kadarlık yaşamımda, bazı eşyaların nasıl yapıldığına ilk kez Tire'de şahit oldum. Örneğin semerin, urganın, keçenin, yuların, hasırın, hamam nalının, ipek yorganın yapılışını son ustalarını izleyerek, onlara sorular sorarak öğrendim.PAZAR DEYİP GEÇMEYİNTire'yi anlatırken, Cuma ve salı günleri kurulan Tire Pazarı'ndan bahsetmemek olmaz. Dualarla başlayan pazarda ne ararsanız var. Hem de öylesine ucuz ki, insanın bu zamanda bu fiyatlara inanası gelmiyor. Hele köylü kadınların sattıkları çeşit çeşit otlar öylesine iştah açıcı ki, insan almadan edemiyor. Ben şahsen 4-5 çeşit ot aldım ve satıcı kadınlardan bunları nasıl pişireceğimi öğrendim.Tire'nin yeni bölümü için yazılacak pek bir şey yok. Temiz sokaklar, modern apartmanlar, aydınlık insanlar. Eğer ?Cennet Tire? ye giderseniz kalacak temiz-pak bir de otel var.Gelelim yeme-içme işine. Yazının başında bahsettiğim Kaplan Köyü'ndeki Kaplan Restoran'da mutlaka zeytinyağlı otları yemelisiniz. Tabii Tire kebabını da unutmamak lazım. Tireliler sabah kahvaltısında tandır yiyorlar. Eğer meraklıysanız, erkenden, Hüsamettin Camii'nin karşısındaki Namık Kuyu Kebabçısında soluğu almanız gerekiyor. Ayrıca benim gibi yerel tadların peşinde koşuyorsanız, Gümüşpala Caddesi'ndeki Seç Şarküteri?den tatlı, tuzlu lor, tuzlu çökelek, karadut reçeli almanızı öneririm.Sizlere iyi yolculuklar diliyorum.

Mehmet Yaşin, Hürriyet Cumartesi, 8 Nisan 2001

Tire Köftesi - Ali Rıza Kardüz, Milliyet

Tire’ye gitmeyi hiç mi hiç düşünmemiştim. Allah razı olsun Tuğrul Şavkay ile Ali Esat Göksel beni götürdü de bugüne kadar neleri kaçırdığımı gördüm. Meğer Tire ne güzel, ne farklı bir yerleşim yeri imiş. Tire, İzmir’e karayolu ile 70 kilometre uzaklıkta Aydın Dağları’nın eteğinde eski bir yerleşim alanı. Şehri Bizanslılardan 1086 yılında Çaka Bey almış. Aydınoğulları Beyliği zamanında önem kazanmış. Yıldırım Bayazıt zamanında Osmanlılara geçmiş. Ankara Savaşı’ndan sonra Osmanlılar Tire’yi kaybetmiş. Nihayet Çelebi Mehmet zamanında gene Osmanlı toprağı olmuş. Pamuk ve pamuklu dokuması ile meşhurmuş. Yeniçerilerin iç çamaşırları Tire ve çevresinde dokunan ve Tire bezi diye adlandırılan bezlerden yapılırmış. Birinci Dünya Savaşı sonunda Yunan işgali görmüş. Bu kısa anlatımdan Tire’nin nasıl görmüş geçirmiş bir yerleşim yeri olduğu anlaşılabilir. Belki de karayolunun sapalığı nedeniyle Tire’deki yapılaşma bütünü ile yozlaşmamış. Özgün yöre mimarisinin özellikleri ağır basıyor. Tire’ye giderken tereyağlı Tire şiş köftesinden söz etmişlerdi ama bu özel köftenin Tire’ye bu kadar damgasını vuracağını tahmin edememiştim. Bir meydanda, sıra sıra, tüm dükkanlar köfteci. Onlar kendilerine köfteci dememiş de kebapçı demiş. Her dükkanın önünde sokağa dizilmiş masalar ve sandalyeler. Masaların üzerinde büyük, dev cam kavanozlar içinde rengarenk turşular.

Bilmeyen sayın okuyucularıma Tire köftesini (onların anlatımıyla tereyağlı Tire şiş kebabını) anlatayım. Tire’nin kekikli otlarıyla beslenen danaların boşluk etleri parçalara ayrılıyor. Sinirleri çıkarılıyor. Bir kilo ete 15 gram tuz atılıyor. Sonra bu etlere kıyma makinesinde iki defa ince kıyım yapılıyor. Bu kıyma buzdolabında 24 saat bekletildikten sonra üçüncü defa kıyma makinesinden geçiriliyor. Kıymada tuzdan başka katkı maddesi yok. Baharat yok, soğan yok. Bu özel kıyma, örste dövülerek hazırlanmış özel delikli şişlere sarılıyor. Bir hanım elinin ince parmağı inceliğinde ve boyunda her bir şişe bir köfte geçiriliyor. Şişlere geçirilen etler, kömür mangalında, ön pişirmeye tabi tutuluyor. Ön pişirme kıymanın dağılmasını önleyecek bir işlem. Servis yapılırken, ön pişirmeye tabi tutulmuş ve bir süre dinlenmiş köfteler kömür ateşinde yenebilecek kıvamda pişiriliyor. Ardından, isteyen köfteyi ateşten indirildiği şekli ile yiyebilir. Ama normali, bu köftenin üzerine demir bir tavada kızartılmış taze, mis gibi kokan tereyağının gezdirilerek yenilmesi. İsteyen olur ise köftenin altına pide döşeniyor, yoğurt dökülüyor. Tire’nin yoğurdu da bir başka... Tepsi yoğurdu tatlı mı tatlı... Köftenin tadı ile bütünleşiyor.

Ali Rıza Kardüz, 30 Mart 2002, Milliyet